Futbol kendi kurallarını kendisi üreten bir oyundur. Devamlı tekamül eder. İnsan beyni ve fiziğiyle birlikte bir çok faktörü içinde homojen bir şekilde kullanır. Futbolcu akıllıdır, çabuk düşünür, doğru karar verir algılaması üst düzeydedir. Cambaz olması gerekmez. Sadece topla yapacağı en doğru kararı vermesi ve özellikle günümüz futbolunda sistemin parçası olmayı becermesi şarttır. Her an her şekilde değişen pozisyonlara çare üretmesi ve topu etkili kullanması onun bu anlamda üst düzey olmasına neden olur. Yaratıcılığı ve herkesin düşündüğünün dışında farklı  olması da yıldız olmasına neden olur ama yine de takım oyuncusu olması gereklidir. Takım olmanın en önemli kişisi, Teknik direktördür. Takımını lider olarak tüm incelik ve olasılıklara karşı çok özel seçtiği futbolcularla donatacak bir ağırlığı olmalıdır. Sadece futbolcunun başarısına teslim olursa inandırıcılığını kaybeder. Sahada her pozisyonda değişik uygulamacı olma, topu kullanma zorunluğu vardır. Doğru zamanda doğrusu yapma öyle çok kolay değildir. Bu biraz da rakibin oyun tarzına bağlıdır. Sizi rahatsız eden rakip oyuncuların takımı önce oynatmaz sonra sizden üstünlüğü alırsa sahada çaresizlik ve istenileni yapamadığınız için oyandan koparsınız.


Futbolda kim ile oynarsanız oynayın. Doğru futbol prensip olmalıdır. Oyunda en önemli racon rakibe  karşı ciddi futbol oynamaktır. Bunu yaparken de saygılı olmaktır. Yani oyununun kuralları içende oynamaktır. Ciddi ve büyük takımlar bunu yapar ki rakibe saygı karşı tarafı küçümsemek onun eksik yanlarını deşifre ederek fanteziye yönelmek kendini tatmin etmek ayıptır. Saygı göstergesi oyunu ciddi oynarken atabildiğin kadar gol atmaktır. Ne yazık ki bizde  çoğu zaman bu önemsenmez. Bu girişi yapma nedenim. Dün geceki karşılaşmada Beşiktaş gördüğüm kadarı ile şu anda  ligin en etkisiz kadrosuna sahip olan Eskişehir karşısında özellikle ikinci yarı Gomez'in golleri ile öne geçtikten sonra sergilediği anlamsız oyundur. Çok farklı alabileceği bir karşılaşmada hiç de umduğum ciddiyeti göstermedi Beşiktaş! Yenilen golden sonra son saniyede direkten dönen top geçmiş yıllarda yaşanılan rahatsızlığı hatırlattı ve yüreklerin ağzına gelmesine neden oldu...
 Artık her geçen gün takıma "Bay gol" olarak uyum sağlayan Gomez ile takımın beyni olan Oğuzhan ve adeta vites değiştirerek driplinglerine  sürat katan G.Töre tabelaya değişiklik taşıyorlar. Orta alanda  ağır yükün emekçisi Atiba ile Beşiktaş liderdir artık. Ama bu durum kalıcı olmalıdır. Çok kolay değildir sürekli deplasman gibi oynamak ama bunu futbolcular başarıyor Şenol Güneş bir yandan bazı futbolcuları kazanmak isterken zaman zaman da risk alıyor olabilir. Bu nedenle görülen centilmenliği atabilecekleri gol sayısı ile rakibi önemseyerek oynamalı Beşiktaşlı futbolcular. Gol sayısı değildir ayıp olan, ayıp olan gevşemek, bacak arası kollamak ve çalım atarak topu keyfi kullanmak ile kendine oynamaktır. Bu anlamda meyilli futbolcularımız var. Örneğin Gomez'in sadeliğinde sonuç futbolcusu olarak bunu görmezsiniz ama G.Töre ve Quaresma'da bol bol yaşarsınız! Dünya futbolunda sadece Neymar'lar ve Messi'ler takımına kazandırmıyorlar. Sistem tümüyle kullanıldığında zaten onlar yıldız oluyorlar. Gerekli ortamda takımın bilinçli taktiksel devamlılığı Beşiktaşın makro hedefine  ulaşma avantajı getirecektir. Bu nedenli ligde zor gol atan Eskişehir takımının attığı golden sonra ki kısa an bir erken uyarıdır. 
  Sonuçta geldiğim tekrar gerçeği ve hatırlatması rakibe oynayarak atabildiğin kadar gol atarak Centilmenliği seçmektir.
 Kısacası centilmenlik, gol becerin ve sanatını maksimum konuşturman  rakibin de onurunu kırmadan, işi şahsiyete dökmeden takım olarak yenmekdir .Sanıyorum bunu daha çok önemseyeceksiniz!