Cehennem'den Sorular

“Canım Cennet istiyor da, Günahlar koyvermiyor!”

Başkan Fikret Orman’ın BJK TV’de katıldığı ve 4 saat süren söyleşinin özetiydi bu sözler.
Fikret Orman bu sözü, bitime dakikalar kala söyledi ve ben o anda TV’yi kapattım.
Keşke en sonda söylediğini, ilk başta söyleseydi de, o kadar tantanayı hiç duymasaydım.Olay gayet açık…
“Biz, çok güzel şeyler yapmak istiyoruz ama geçmişte yapılanlar buna izin vermiyor” diyor.
Yani Beşiktaş’a o kadar kötülük edilmiş ki, Cehennemde yanmadan Cennet haram.
Bence bu lafın üzerine söylenecek tek bir cümle yokken, 4 Saati aşkın sürdü program.
Atilla Gökçe, Atıf Keçeci, Candaş Tolga Işık, Erdoğan Aktaş, Kaan Ark, Sanlı Kaptan. Birde Moderatör Tuğrul Yenidoğan.
Çoğunun ortak özelliği Beşiktaş’ın içinde dönen dolapları çok iyi bilmeleri. Başkan Fikret Orman dışında tabi!..
Çünkü başkan “Derin Beşiktaş” mevzularını pek bilmiyor.
Yıllardır kulağına gelen, bin bir türlü entrikayla şimdi tek başına uğraşıyor.
İşin kötü yanı kim dost, kim düşman? Belki de onu bile seçemiyor.
Burada sayın başkanın yapması gereken bir şey var. O da ilk duyduğuna asla inanmamak.
Çünkü kendi ağızıyla söylüyor; ben İnşaat sektöründen geldim ve iletişimden anlamam diyor.
Çok haklı.
Ancak İletişimden çok da anlamadığı belli olan kişilere, “Beşiktaş’ın tüm iletişim birimlerini teslim ettim” derken de, kendi doğrularıyla çelişiyor.
Öyle ki konuklardan Kaan Ark ve Atıf Keçeci kontrolden çıkan programa müdahale etmediği gerekçesiyle moderatöre sürekli fırça atıyor.
Atilla Gökçe ise sayın başkanla azarlar gibi konuşuyor. Başkan da sanırım yaşına hürmetine susuyor.
Bunların hiç biri umurumda değil.
Fikret Orman nasıl bir başkan henüz bilmiyoruz ama çok beyefendi bir adam olduğu su götürmez.
Fakat unutulmaması gereken bir gerçek daha var ki, ‘Adamlık’ bu camiaya pek sökmez!
Fikret Orman önce kendi yanına bir iletişim danışmanı bulmalı. 
Kendisini doğru yönlendirecek ve etrafta olup bitenleri tüm doğrularıyla iletecek.
İşin özeti, İnönü Stadı'nın ortasında yapılan ve 4 saat süren bu program beni tatmin etmedi. 
Yanlış anlaşılmasın konukların hepsi kendi alanlarında çok önemli kişilerdi. Ama onlarla konuşmanın yeri, kapalı kapılar ardında bir toplantı salonu ya da,

Ramazandan önce yenilecek bir akşam yemeğiydi.
En başta söyledim ya, İnönü’nün yıkımından, maçların oynanacağı stada, kulübün borç batağından, Demirören’in yaptıklarına, hatta Egemen’den Quaresma’ya…
Hiç birşey umurumuzda değil aslında.
Siz Beşiktaş’ı kurtarabilecek misiniz Sayın Başkan?
Bu pisliği temizleyebilecek misiniz?
Ve biz çocuklarımızı Beşiktaşlı yapabilecek miyiz?
Bir duruşumuz olacak mı mesela?
“Ulan biz ne günler gördük ama yıkılmadık” diyebilecek miyiz?
Gönül Cenneti istesin, varsın günahlar koyuvermesin.
Cehennem ateşiyle kavrulabilecek miyiz sizce?  
Elimizde meşalelerle…
YORUM EKLE