Büyük fotoğraf ne diyor!

Slaven Bilic, geldiği günün resmini çizseydi eğer
Gittiği günle ilgili tek kalem oynatmazdı inanın.
Hatırlasanıza!
Elinde gitarıyla poz vermiş
Sosyalizme vurgular yapmış
Bütün bunlar olurken de
Kulağındaki küpe algımıza oturtulmuştu.
İlk etapta hocalığı hiç konuşulmamış
İnsani özellikleri atılmıştı ortaya hep.
Tabii ki bu vasıfları da bir camia için önemliydi ama
Başarı istatistikleri daha bir ayrı yer tutuyordu bizim için.
Sonuç itibariyle
Son birkaç günün gazete sayfalarına baktığımızda
Bilic’in gidişine geldiği günün ayarlamaları ve uyarlamaları yapılmış.
'İnsan gibi insandı',
Bir Beşiktaşlı daha kazandık
Kulübün tüm yükünü üstüne aldı' gibi cümlelerle
Hatıra fotoğrafları düzenlenmişti.
Gelişiyle-gidişini koyun yan yana
Bire bir
Tıpa tıp
Aynı…

***********

Geldiğinde nasıl ki Beşiktaş’tan bir evvel hocası olduğu
Lokomotiv Moskova takımını 9. Yaptığı fazla irdelenmemişse
Asla küçümsemiyorum
İsmail Kartal ve Hamza Hamzaoğlu’nun başında olduğu takımları geçememesi
Masaya yatırılmadı bile

*************

"Umudumuzu bizden kimse alamaz" lafıyla
Tüm Beşiktaş taraftarının ruhuna ince bir nakış attı ama
Yüzlerce kere Olcay ve Gökhan’ı oyundan alması gerekirken
İyi oynayan Tolgay'a gücünün yetmesi
Umutlarımızı adeta yerinden oynattı.

************

Oğuzhan’ı Bursa’da
43. dakikada oyundan alarak ne demek istedi.
Hala anlamış değilim.

***********

Ya geçen sene Konya’nın
Son dakikada attığı golle
Şampiyonlar Ligi biletini Galatasaray’a vermemizi
Nasıl açıklayabilirdi acaba?
65. dakikada 9 kişi kalan Rize’ye neredeyse gol atamamak
Ve saç-baş yoldurtan oyuncu değişikliklerine ne diyelim.
80 bin kişilik muhteşem taraftarının önünde
Altın tepside gelen çeyrek final şansını
Brugge’e hediye etmek de neyin nesiydi Allah aşkına!

*********

Açık söylüyorum

Bilic’e insani açıdan bakıldığında
Dostluk yapılabilecek bir karakteri
İçimizdeymiş gibi büyümüş bir adamı rahatlıkla görebiliyordum.
Ama Beşiktaş’ı bir yere taşıyamamasındaki hatalara katlanamıyordum.

************
Ben aklım başımda olduğu günden beri söylüyorum.
Beşiktaş’ta bir şeyler iyi gidiyorsa
Ya da iyiyse…
Medya ve kamuoyunda
Mutlaka kötüleme kampanyası başlatılır.
Ki;
O iyi!
Beşiktaş’tan bir an evvel gitsin.
Beşiktaş başarılı olamasın.
Buna mukabil
Beşiktaş’ta birileri başarısızsa
Ona 'iyiymiş' süsü verilir.
Ve algı öyle oturtulur insanların beynine
Ki; fark edilene kadar
O başarısızlık yapışsın Beşiktaş’a
Biz buna argoda ‘ters kolpa’ diyoruz.

************

Aslında yazının ortalarından itibaren
Bilic’ten çıkmış durumdayım.
Onu irdelemek değil niyetim.
Ne bir günlük İngiltere kampındaki Yalçın’ı
Ne Pedro Franco yorumunu
Ne de Önder Özen giderken ki susuşunu
O da Tigana, Schuster, Scala gibi
Daum, Lucescu, Del Bosque tarzında yürüyüp gidecek.
Biz yine baş başa kalıp da
'Bitmesin dertler' diye nefes tükettiğimizde.
O başka bir coğrafya
Ve başka bir zaman diliminde
"Ne yapalım, profesyoneliz” diyebilecek.
Lakin artık herkes ışık hızıyla yaşamakta
Eğer çok özel yaşanmışlıklar ve duygusallıklar yoksa
Herkes çok çabuk unutulmakta.
Baksanıza
Düne kadar "İlle de Bilic" diyenler bile
"Gelmiyorum kardeşim" demesine rağmen
Lucescu’ya kapılarını çoktan açmış durumdalar.
Yoksa kimler gitmedi ki;
Her sayısından sonra ‘amin’ dediğimiz çocuk
Özel jetle direk İnönü’ye, Fener maçına çıkarttığımız adam.
Fransa’da doğan Beşiktaşlı…
Hepsi gitti…
Şarkılara destan sevgililerimiz bile alt koşuya gitmedi mi?!
Ya yar göğsüne baş koymadan vurulup düşenler.
O yüzden buralardan çabuk çıkmakta fayda var.
90 dakika muhteşem kurtarışlar yapan kaleci
Uzatmalarda tuttuğu topu yumurtlarsa
Bir çuval inciri berbat eder.
Küçük fotoğraf bunu söyler baktığımızda.
Mesele
Son 2 sezondaki büyük çerçeveli fotoğrafı yakalamak.
Nasıl bir döngünün içinde olduğumuzu bilebilmek.
Giderken söylediği
"Beşiktaş benim için iyi bir tecrübe oldu" cümlesi bile
Bütün yazının özetidir aslında.
Spor kamuoyuna hürmetle.

 

YORUM EKLE