Beşiktaş tüm gücüyle saldıran ve kazanmak adına fizik, psikolojik ve taktiksel becerisini kullanan Galatasaray karşısında bu kez takım oyunu ve sabırlı bir ilk yarı dikkati ile başardı! O kadar hızlı bir tempo ile kendini zorlayarak saldırdı ki; Galatasaray sanki oyun 45 dakikaya indirgenmişti. Bu kez takım olarak her anlamda savunma ve kademe ilk müdahale dikkati içindeki Beşiktaş onlara gol atma imkanı vermedi. Bu anlamda Marcelo, Atiba ve Tosiç iyi idiler. Hatta ilk tehlikeli şut Tolgaya kurtarış olarak ikinci yarıda geldi desek yanlış yorum yapmayız. Bu da şunu gösteriyor, Futbol öyle anlık bir emeğin veya talebin sonunda başarılan spor dalı değil. Makro plan diye bir gerçek var. İçinde her şey var. Bunu sabırla ve dürüstçe öğrenmeliyiz!


Dün gece kendi yönetimlerinin zaafa uğrattığı geçen yılın şampiyonunun kendi sahasında "Beyaz bayrak" çektiğini görürken, takımı Teknik Direktöre "Öğretmene"teslim etmiş, az hatalı ama inançlı bir mücadele ile üç yıldır sahasız göçebe zorunlulukla ligi zorlayan ve bu konuda güç kazanan Kara Kartalın finalini izledik. Galatasarayın üstün yanı Muslera'nın kurtarışları olurken, Beşiktaş'ta  Sosa'nın telaşlı vuruşları ile Queresma'nın disiplinsiz hırsına tanık olduk. Özellikle son beş dakika dışında ikinci yarıda takımın can simidi ve "İskenderin kılıcı" gibi düğümü çözen, klasik üst düzey becerisi ile Cenk'in Oğuzhan ile bütünleşen son pası Gomes'in "Gol rotasına" oturmasına dikkat çekerim. Üç puan cebe inince bana göre bu iş belli oldu. Yani Beşiktaş bana göre artık kalan iki maçta çok anormal bir durum olmaz ise hata yapmadan mutlu sona ulaşacaktır!



Gecenin ilginç yanı ilk yarıda Galatasaray'ın müthiş istekli ve baskılı orta alan oyununun karşılığında giremediği gol pozisyon fakirliğiydi. İkinci yarı ile birlikte artık sahada Beşiktaş ve goller kaçıran Sosa vardı Beşiktaş 7-8 net pozisyonu Muslera'nın kurtarışları dışında  kendi beceriksizliği sonucu kullanamasa da oyunun yönetmeni Oğuzhan ile Gomesin ve geride ise Marcelonun Tosiç ile uyumunun şekillenmesinde rol oynayan Atiba şampiyon istikrarının  farkını ortaya koydu .
Bana göre Beşiktaşın  Şenol Güneş ile takımın bütünleştiği taktiksel  90 dakikada önemli olan ilk yarı rakibi yorma, okuma ve ikinci yarı baskılı fizik güç farkını ortaya koyma bilincinin planlanmış ve uygulanmış olmasıdır.Artık daha da bilinçli olan ve kendi sahasındaki Osmanlıspor karşısında avantajını koruyarak, Konyaya gidecek Beşiktaş'ı taraflı tarafsız şampiyon olarak bağrına basacaktır. Bu durum yıllardır emeğin ve planın ötesinde insan faktörünün, yani hedefe kilitlenmenin deneyimi sonucu olan olgunlaşma gerçeğinin kanıtlanmasıdır. Bu son ile Avrupada Leicester,Juventus,Bayern Münih, Barcelona kadar Beşiktaşın da hatırlanacağı bir çekişme  hatırlanacaktır. Şimdi yeni stadı ile gelecek yıl yeni gol kralı Gomez'le Avrupa şampiyonasından sonra ki Beşiktaş neler yapacak? Kimleri takıma kazandıracak ve eksik yanlarını nasıl onaracak gerçeğine yönelme zamanıdır Çünkü bu kadar harcama yapan ligimizin üç gerçeğe ihtiyacı durmaktadır önümüzde. Kendi çocuklarımızın ortaya çıkması çağdaş futbol ile Avrupa'da önemli başarılar ve Futbolun gerçekleri ile barışık yeni olaysız centilmen mücadele!


Bu arada sahaya mesaj veren kişinin santrada gol anında bulunması pozisyonla ilgisi olmadığından, golün atılma anında dikkat dağılacak etkisi bulunmadığından golün iptaline gerek olmadığını da hatırlatarak kural hatası yapmayan ve maçı kusursuz yöneten hakemleri de  kutlamak isterim .Ben kendi adıma Öğretmeni ve takımının başarısını gelecek için ve kendileri açısından önemli buluyorum . Bu başarıyla  bir kaos ve güvensizlik döneminin geçtiğini de hatırlatmak isterim. O da artık Derbi kazanan  Beşiktaşın başarısıdır!