Eğer bir play-off maçına UEFA puanları arasında tam 80 bin fark olan iki takım çıkıyorsa; birisi 17 yıl üst üste Devler Ligi’ne girmiş, diğeri Şampiyonlar Ligi melodisini unutmaya yüz tutmuşsa, sürpriz sonuç için herşey mükemmel gitmelidir. Düşük puanlı takım için hataya pek yer yoktur böyle eşleşmelerde... Ki 180 dakika içinde Beşiktaşlı futbolcuların mükemmele yakın iş yaptığını, Arsenal’e karşı ne kadar olumlu oynanabilirse oynadıklarını söyleyebiliriz sanırım. İstanbul’da 3-0’ı dahi bulabilecek tutarlı bir oyun. Londra’da 70 bin kişinin önünde Arsenal’i 15 dakika eksik oynatmak. En azından bir de penaltı hak etmek. Mükemmele yakın.

Lâkin eşleşme bu kadar hassasken, herşeyi kusursuz yapmanız gerekirken takımınızın lideri sizi çok basit bir şekilde 90 dakika yalnız bırakıyorsa... İlk maçın uzatmalarında hakeme yaptığı lüzumsuz bir itirazla Londra’da tribünde oturabiliyorsa, bu mucizenin gerçekleşmemesinin bir numaralı müsebbibi odur. Eğer Bilic teknik ekibine bir Türk’ün katılmasını istemiyorsa, üstelik de Beşiktaş yönetimi pekâlâ onu zorlayabilecekken zorlamıyor ve bu takımı Jurcevic’e mahkum etmesine saygı duyuyorsa, çok daha dikkatli olmak zorundaydı Hırvat teknik adam... Beşiktaş, Arsenal’e tarihinde ilk kez Devler Ligi play-off’u acısı yaşatmaya bu kadar yaklaşmışken başaramadıysa, zaferin kıyısından döndüyse, bir numaralı sorumlusu maalesef, takımı sezonun en kritik maçında Jurcevic’e mahkum eden Bilic’tir.

Teknik olarak tabii ki çok şey söylenebilir: Kısa sayısı çok fazla olan Arsenal takımına karşı Beşiktaş’ın duran top fırsatı bulamaması bir talihsizlik. Arsenal’in golünde Motta’nın iki kez pozisyonu izlemesi ve Şampiyonlar Ligi ciddiyeti içinde olmaması da üzücü. Bence Sivok’un Brezilyalı oyuncuyu biraz dinlendirme vakti gelmiş olabilir. Wilshere’in Motta’yla olan pozisyonunda ben faullü müdahale göremedim. Ama sanki Debuchy’nin Pektemek’e yaptığı penaltıyı Proença atladı gibi. Bu tarz hassas eşleşmeler için de büyük bir darbe tabii bu.

Olmadı... Beşiktaş bugün dünyadaki tüm gazetelerin spor sayfalarında birinci global haber olmaya çok yaklaştı, Arsenal’i yıkamadı. Ama inanıyorum, bu bir son değil, bir başlangıç. Dilerim ki bu güzel çocuklar, Avrupa Ligi’nde yapacakları iyi işlerle Seba sezonunu taçlandıracaklardır.