Ligde son haftalara girilirken maçların önemi ve zorluk derecesi her geçen gün artıyor.


Kimi takımlar şampiyonluk için yarışırken, kimi ise ligde kalma mücadelesi veriyor.

Mersin - Beşiktaş maçı da iki ayrı hedef takımının mücadelesi olarak oynandı.

Beşiktaş üst sıralardan kopmamak ve sürprizde olsa şampiyonluk iddiasını sürdürmek adına mutlaka kazanmalıydı.

Birçok sakat oyuncusunun düzelip kadroda olduğu düşünüldüğünde, ligin kötü ekiplerinden olan rakibine karşı şansı hayli fazlaydı.

Sivok'un yokluğunda, savunmanın önünde görmeye alıştığımız Toraman, stoper mevkisine kaydırıldı...

Sol bekte ise; kim oynayacak falı baktığımız haftaları geride bırakarak, devre arası transfer edilen Gökhan Süzen'i seyrettik.

Orta saha ise; Veli, Necip ikilisi, onların hemen önünde Fernandes, kanatlarda ise Olcay ve Niang görev aldı.

Niang, Almeida'nın forvete gelmesiyle birlikte, orta sahada hücuma destek olacak kanat oyuncusu olarak oynadı.

Alışkın olduğu yerde oynadığı futbol ile gözlerimizin pasını silen Niang, maç boyunca Mersinli oyunculardan neredeyse dayak yedi!

Yediği darbelere daha fazla dayanamayarak sakatlandı. Ligde, sadece rakibe faul yapmayı ilke edinmiş ( Kazma ) oyuncu çok.

Almeida geri döndü diye sevinirken daha ilk maçında sakatlandı. Bu nasıl bir kısmetsizliktir, anlayabilen bir zahmet açıklasın.

Sakatlandığı an, üzüntüden beni değiştirin işareti bile yapamamış olması, ben dahil hepimizin içini yaktı...

Maç öncesi kadroyu öğrendiğim andan itibaren, anladım ki; hoca topu kendinde tutmak yerine, rakibe teslim etmeyi tercih etmiş.

Veli - Necip ikilisinin birlikte oynaması demek, Beşiktaş'ın pas yaparak organize atak gerçekleştirmesine engel demek.

Her iki oyuncuda kesici özelliğinin dışında dikine oynayıp, arkadaşlarına asist yapabilecek özellikte değiller.

Veli, Necip'e nazaran, oyunu çift yönlü oynayan bir oyuncu...

Veli, Oğuzhan ve Fernandes kurgusu, daha pasa ve organize ataklara dayalı bir orta saha olurdu.

Oğuzhan konusunda Samet Hoca’nın bariz bir takıntısı olduğu kanısındayım.

Rakip takımın genç oyuncusunu göklere çıkarırken, elinde ondan daha yetenekli olan Oğuzhan'a sırt çevirir tavırları yanlış!

Kaldı ki; Sadece Oğuzhan değil, takımda birçok oyuncunun Samet Hoca ile bir problemi var izlenimini görüyorum

Bunların en başında da Manuel Fernandes geliyor...

Yapısı gereği çok gülmeyen bir oyuncu olduğunu biliyoruz Fernandes'in, ancak; gollere veya futbola en ufak bir hırs göstermeyip, tepkisiz kalması tanıdığımız Fernandes'in bu olmadığının kanıtı...

Beşiktaş'ın ilk golünde ki tablo dikkatimi çekti, golü atan Fernandes dahil birçok oyuncu gülmüyor ve surat ifadeleri donuk ve ruhsuz.

Neredeyse gole sevinen bir tek Samet Aybaba!

Maç kazanılmış olsa bile, bu tablo, Beşiktaş futbol takımında görmekten hoşnut olmadığımız bir tablo...

Anlaşılan oyuncuların içeride bir sıkıntısı var. Bu sıkıntının ne olduğunu öğrenmek ve çözmek ise; başta Tamer Kıran olmak üzere, yönetim kurulunun en önemli görevlerinden bir tanesi...

Kazanılan üç puan ama, kaybediliyor olan bir Beşiktaş aile ortamı gerçeği var !

Netice olarak alınan üç puan biraz olsun nefes aldırıp, üst sıralardan kopmamamızı sağladı...

Ancak! takım içindeki, oyuncular arasında gözlemlediğim "sevgisizlik" ortamı düzelmezse, durum kötüye gider haberiniz olsun...

Taraftarın bir sloganı var ya hani, tam Beşiktaş'ın iç durumunu özetleyen...

Bizde Çok Sakat Var!

Dip Not; Beşiktaş transfer yapacaksa Niang gibi oyuncu almalı. Yaşı 35 bile olsa 20'lik delikanlılara taş çıkartır Niang gibi futbol ahlakı olan oyuncular. Helal olsun !

Saygılar

Kürşad Çelikbaş