11.09.2013, 00:00

Biliçli Değişim

Beşiktaş, son olarak Gaziantepspor'u da yenerek 5 sezon sonra ligin ilk 3 maçını galibiyetle kapadı.


Siyah-beyazlılar, en son 2007-2008 sezonunda bu seriyi yakalamıştı.


Kuşkusuz, uzun süredir sezona 2 önemli eksikle başlayan Beşiktaş’ın bu grafiğindeki en büyük etken, bu kez yola, iyi bir kaleci ve teknik adamla çıkılmış olması.


Biliç, futbolumuzda teknik taktikten çok daha önemli olan duyguları çok iyi yönetebilen bir hoca. Sadece futbolcular üzerinde değil, taraftar üzerinde de bu yönünü ön tarafa çıkıyor.


Bunun en belirgin örneğini Milli Takımda görüyoruz. Mesela herkes Fatih Terim’in büyük başarısını konuşurken, Abdullah Avcı’nın aynı oyuncularla neden başarısız olduğunu sorgulamıyor.


Motivasyon, güven duygusu, inanç ve birazda korku! Yani duygular…


Örneğin geçtiğimiz sezon Oğuzhan’ı yedek bırakan Aybaba, taraftarların hışmına uğrarken, bu sezon yine oyuna sonradan dahil olan oyuncu için çıt çıkmıyor.


Tabi ki alınan sonuçların bunda önemi var ama geçen sezon da Samet Aybaba ile ilk 4 hafta 2 galibiyet 2 beraberlikle başlanan sezonda, hocaya olan güvensizlik, takımda ve futbolcularda hissedilir derecedeydi. Beşiktaş camiasının büyük bölümü, tüm maçlar kazanılsa bile, takımın iyi bir noktaya gelebileceğine inanmıyordu.


Hal böyle olunca, sistem içinde kim doğru, kim yanlış ayrımı yapmak çok zorlaşıyordu.

Bu sezon Önder Özen'in katkısıyla çok 'Biliç'li bir değişim var.


Geçen yıl A Milli takıma sadece sembolik olarak (bir kaç kez) Olcay ve Necip’i yollayan Beşiktaş’ta, bu yıl henüz sezonun çok başı olmasına rağmen, Tolga, Ersan, Olcay, Gökhan Töre, Oğuzhan, Mustafa Pektemek şimdiden kadroda yer aldı.

Kerim Frei, U-21’den  A Milli takıma doğru tırnaklarıyla tünel kazıyor.

Veli Avusturya’nın en değerli oyuncusu.

Sivok, Atiba ve Almeida’yı da eklediğimizde rakam 11’ i buluyor.


Harp yıllarında, savaşta ölen futbolcularından arta kalan kadrosuyla, Milli takım olarak sahaya çıktığından bu yana, bu denli bir çıkarma yapmamıştı Beşiktaş Ay Yıldıza.


Milli takım da oynamak bir futbolcunun gelişiminde çok önemli. Özgüveni zirveye taşıyor. Türk futbolcusunda özgüven denen şey iki ayak kadar önemli…


Daha çarpıcı bir örnek vermek gerekirse, Beşiktaşlıların her Milli maç öncesi, aday kadro içinde Necip ve İbrahim Toraman’ı aradığı, onlar için kavga ettiği günler geride kaldı.

Milli Takımın, Beşiktaş'tan futbolcu seçerken "Ayıp olmasın birini alalım" dendiği  günler de tabi!

Gökhan Töre, Olcay, Oğuzhan, Fernandes, Atiba ve hatta Frei ile Beşiktaş çok önemli bir jenerasyon yakaladı.En son bu denli tempolu ve iş bitiren orta saha kurgusu, 2000 Yılında Fatih Terim'in elinde vardı. Daha sonra çok isim geldi ama hiç biri bu ışığı vermedi.

Gaziantepspor karşısında Beşiktaş'ın ilk 2 golünü kaydeden Portekizli Hugo Almeida, bu sezon üst üste 4. resmi maçında da gol atmayı başaran tek oyuncu.
Belli ki o da kendini buldu. Bir de sürekli sakatlanmasının sebebini bulursa, demediğimizi bırakmadığımız bu adam, bu orta saha ile gol rekoru kırabilir.

Beşiktaş Özkaynak düzeni kurucusu Hamdi Serpil Tüzün’ün, “İyi bir futbol takımında, oyuncular üçe ayrılır, Kaleciler, Golcüler ve Diğerleri” tespitinden yola çıkacak olursak, Beşiktaş bu sezon Kalecisi, gölcüsü ve diğerleriyle taş gibi bir takım oldu. 


Şimdi mutlaka birileri çıkacak, Beşiktaş’ın ilk 3 hafta yendiği takımların, ligin son sırasında olduğunu söyleyecek; Bursa ve Galatasaray maçlarında görürsün diyecektir.


Beşiktaş’ın ilk 3 hafta yendiği takımlar ligin son sıralarındaysa, Beşiktaş onları yendiği için ligin son sıralarındalar.


Bursa ve Galatasaray’a gelince… O maçlardan çıkacak sonuç sadece puan cetvelini değiştirir, yukarıdaki gerçek değişimi değil.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@