06.07.2013, 00:00

'Bilic Başarabilir'

 Bilic bir çok yönüyle bana göre çok doğru bir tercih. Türkiye'de bir takım çalıştırıyorsanız ve hedefiniz şampiyonluksa teknik adam olarak natif özellikleriniz çok önem kazanıyor. 
Mesela klasik iyi bir teknik adam tarifi yapacak olursak tüm dünyada kriterler aynıdır. Örneğin teknik-taktik bilgisinin yüksekliği, oyun okuma, strateji gücü, antrenman metotları ve geçmiş başarı gibi özellikler öncelik olacaktır. 
Türkiye'de ise durum biraz farklı. Burada bir teknik adam olarak başarılı olmak istiyorsanız öncelikle duyguları yönetebilmelisiniz. . Bunun içinde teknik-taktik, bilgi farklılıkları bir yana, her şeyden önce bir lider gibi davranabilmelisiniz. Otoriter yapınız öne çıkmalı ve yüksek motivasyon gücünüz olmalı.

Karizma denen olay dünyada en çok burada işinize yarar. Otoriter bir yapınız yoksa ve futbolcu başta olmak üzere yönetim ve medya ile aranıza sağlıklı bir mesafe koyamıyorsanız, sizin teknik- taktik, strateji, oyun bilgisi gibi özellikleriniz bu topraklarda hiç bir işe yaramaz. Öyle ki bir hafta %30 ile oynayıp bir hafta sonra %80 bir performans sergileyen futbolcular ülkesi burası. Bunun teknik-taktikle ne ilgisi olabilir ki?
Bilic işte bu yönüyle doğru bir tercih. Eski bir futbolcu oluşu teknik bilgisini tartışmasız yapıyor. Zaten ben onu tartışmıyorum bile. Mesela Bir teknik adam olarak onun en büyük özelliği yukarıda bahsettiğim natif özellikleri. Karizmatik havası, mesafeli yapısı marjinal kişiliği. 
Yakin tarihte Schuster, Del Bosque, Tigana ve Lucescu dahil,  bu özellikleri olan fakat burada ortaya çıkarabilmiş hocalar değildi. İçlerinde bir tek Lucescu dahiyane futbol bilgisi ile başarı sağlamıştı. Ama onun gidişi de, diğerleri gibi maalesef saygıdan yoksun bir yolculuktu. 
Çingene Luce, Soğuk nevale Schuster dayı, Del bosque Yeniköy Kasap'ı, Rıza Kapıcı, Ertuğrul Tarikatçı  ve Samet hoca vasıfsızdı(!) Futbol derinlikleri  çok ayrı ama ortak özellikleri aynı kişiler olarak hepsi uzun vadeli izler bırakamadan ayrıldı. 
Lucescu çok farklıydı,  ileriyi gören idealist bir hocaydı.  101. Yılın  hesabını veremeyenler onu bir yılan gibi sokup kaçırdı. Sonuçta hepsi futbol bilgileri bir yana, natif özelliklerini Beşiktaş'ta ortaya çıkaramayan isimler olarak geldiler ve geçtiler... 
Bir tek Mustafa Denizli. Namı değer Büyük Mustafa! Şampiyon hoca mı, yoksa Şampiyonların hocası mı? Orası tartışmalı(!) Kolay kolay maceraya atılmaz, garanticidir, kendi başarısı en az takımın başarısı kadar önemlidir. Egoları yüksek, içeriye ve dışarıya karşı mesafeli bir yapısı vardır ama tüm bunlar onun karakterist bir yapıya bürünmesini sağlamıştı.

Mesela  İran'da hep zirvedeydi, 2008'de Beşiktaş'ta duble yaptı. Sonra Ç.Rize'yi devre arası 10. Sıradan alıp Süper Lig'e çıkarttı, sonra da misyonunu tamamlayıp yine Çeşme açıklarına demir attı.
İşte geçmişten bugüne Beşiktaş'ta ki bu kriterler göz önüne alındığında Bilic'in başarı şansı diğerlerine oranla daha yüksek fakat burada kilit nokta Bilic'i de kurda kuşa yedirmemek. Yıpranmasına izin vermemek.

Bu görevde en başta taraftara düşüyor sonra da yönetime.
Küpe takan, Gitar çalan bu adam Alternatif özelliklerinin yardımıyla  bir geleneği değiştirebilir. En önemlisi de saygınlığını kaybetmiş Beşiktaş teknik direktörlük koltuğuna hak ettiği itibarı geri verebilir. Yeter ki ona bu şansı verelim.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@