Beyaz Beklerken Siyah Yaşamak

Ligin altıncı haftası ve rakip Sivasspor. Beşiktaş, haftalardır aynı kadro yapısı ve sistemi ile rakip ayrımı yapmadan sahaya diziliyor.
Maçın ilk 15 dakikası, baskı kurmaya çalışan bir Beşiktaş vardı sahada. Zaman zaman bu baskı sonucu etkili olabilecek pozisyonlarda buldu diyebiliriz.
Buldu diyemiyorum çünkü net bir pozisyon yok. Beşiktaş takımı, hücum organizasyonlarında ki son pasların yapılamaması nedeniyle pozisyon kısırlığı yaşıyor...
Takımın mücadele ve istek arzusuna tek lafım yok. Her oyuncu elinden gelen mücadeleyi yapıyor fakat, sadece koşup mücadele ederek maçlar kazanılmıyor.

Mutlaka maça etki edecek yaratıcı oyuncular (Örn; Quaresma, Oğuzhan gibi ) takımda yer bulmalı, yada tercih edilmeli. Bu Takımın içerisinde en büyük sorun, yaratıcı oyuncu eksikliği.
Herkes diline dolamış koşan oyuncu diye. Mutlaka koşmanın önemi büyük ama, koşmak yetmez kazanmak için, koşarken aynı zamanda üretken olmak ve kalite lazım...
Takım içerisinde herkesin Fernandes'in ayağına bakması, rakiplerinde ona önlem alıp oyundan uzaklaştırması, Beşiktaş'ın hücum gücünü neredeyse sıfıra indiriyor.
Hali ile yedek kulübesinde de oyuna pozitif katkı verebilecek yetenekte etkili bir oyuncu olmadığından, maçı kazanmak artık duran top yada şansa bırakılmış oluyor.
Kaybetmek ise normal bir sonuçtan öteye malesef gitmiyor...
Tekrar maçın içerisine dönecek olursak... İlerleyen dakikalarda Sivasspor, maçın içerisine dahil olarak oyunun hakimiyetini kendi lehine çevirdi...
İkinci yarıda çok değişen bir maç yoktu. Her iki takımda sahada mücadele ediyor ama, istenilen pozitif pozisyonları bulamadı.
Gidişat, maçın sonucunu duran top yada kişisel bir hatanın belirleyeceğini gösterdi. Rakip kalede serbest vuruş ile gol arayan Beşiktaş, serbest vuruşun devamında Uğur Boral'ın panik içinde uzaklaştırmaya çalıştığı topun Fernandes'e çarpıp Sivaslı oyuncunun önünde kalması, Sivasspor'un maçı kazanmasına neden oldu.
Uğur Boral panikleyip topu uzaklaştırmaya çalışmak yerine, kaleciye geri pası düşünse, Beşiktaş belki de gol yememiş olacaktı. Ayrıca rakip topu kaptığı anda

Hilbert bir taktik faul yapıp sarı kart görerek golü yine önleme şansıda vardı...İşte bu kişisel hatalar zinciri nedeni ile, Sivasspor attığı tek gol ile maçı kazandı...
Beşiktaş saman alevi gibi 10 dakika çok iyi, 15 dakika çok kötü. Oyun içerisinde bir türlü istikrarı sağlayamayan bir futbol takımı var.
Bu istikrarsızlık rakibin dirençli ise mutlaka maç içerisinde sıkıntı yaratıyor. Bir önceki hafta Antep maçı ve bu hafta oynanan Sivasspor maçı gibi.
Beşiktaş genç oyuncuları 60'ncı yada 80'nci dakikada oyuna alarak kazanamaz. Beşiktaş yenik durumda iken, hem de bu dakikalarda bu oyuncuları oyuna almak, bu genç oyuncuları ateşe atmaktır. Üzerlerine büyük bir sorumluluk yüklemektir. Bu sorumluluk duygusu oyunculara katkı değil, zarar verir. Madem genç oyuncular kazanmak isteniyor, ya direk 11'de başlatırsınız, yada iyi giden bir maçta yavaş yavaş kadroya dahil edersiniz. Geçen yıl Muhammed'i Samsun maçında yenik durumdayken oyuna alan Carvalhal'i nasıl eleştirdiysem, aynı eleştiriyi Hasan ve Kadir'i oyuna alan Samet hocaya yapıyorum. Doğru yer ve doğru zamanda gençlere şans verilmeli.
Beşiktaş'ın ligin geride kalan haftalarında sahaya yansıttığı futbol, bir Siyah bir Beyaz... Açıkçası biraz hayal kırıklığı yaşıyorum. Beyaz beklerken Siyah yaşamak gibi...
Dileğim ilerleyen haftalarda sadece Beyaz kadar berrak ve güzel futbol seyretmek...

Dip Not:
Ey PFDK yetkilileri !!! İnsanları kadın erkek diye ayırıp, maçlara almıyorsanız, sizin demokrasi anlayışınız yok demektir...Ceza veriliyorsa herkese verin. Belkide bir aylık maaşını vererek kombine alan insanları, ne idüğü belirsiz cezalarınız ile terbiye etmeye çalışmayın. Önce aynaya bakın sayın FEDERASYON yetkilileri !!!
Saygılar


KÜRŞAT ÇELİKBAŞ
YORUM EKLE