Aslında duygusal olduğumuz için sürekli sonuçlara göre kendimize ayar yapan bir toplumuz! Bu kötü yanımız düzeltilemez. Anında kızarız ve anında da af ederiz. Beklentimiz sonuç olarak geri döndüğünde hemen merhamet duygularımızla hataları af eder ve hatta eleştiri oklarını da unutur yanlışı başarı gibi de sunarız! O süreçte eleştiri hıyanet ile eş tutulur. Ancak bir sonraki karşılaşmada arıza nüksedince bu kez de ağzımıza geleni söylemekten kaçınmayız. Hani derler ya "Bu ne perhiz ve bu ne lahana turşusu!?" Tam da bize uyan bir Ata sözüdür.

Ben sürekli Grupta ki karşılaşmadan galip gelmemiz gereğini hatırlatırken kazanmak için G.Töre, Olcay, Quaresma da oyun anlayışı değişiminin şart olduğunu vurguluyorum. Dün gece oyunun büyük bölümünde baskılı oynayan, ya da buna izin verirken bizim asla beceremediğimiz takım halinde savunma gücü ile oynayan L.Moskova takımının dengesiz çıkışlarımızı cezalandıracağından korkum vardı! Gökhan kendi adına öylesine iyi işler yaptığını düşünse  ve sahadaki en etkili çalım ve dripling kişisi olsa da kaptırdığı toplarda özellikle ikinci yarıda son  yarım saatte takıma ne kadar katkısı oldu düşünmek lazım. Kaç şut attı, kaç orta yaptı ve kaç kez Gomez'e gol pası verdi düşünmeli! Oyunda sonuca etkisi ne kadar oldu başarı ve gol adına?.. Dün bir yayın organında Necip için kafadan oynasın Sosa kulübede oyunu kopartacak yaratıcı ve teknik  oyuncu olarak beklesin çünkü bu ayarda oyunu değiştirecek futbolcumuz yok orta alanda, hepsini kullanmayalım demiştim! Sosa yoruldu ve Necip girince skoru koruma iç güdüsü kulübeden sahaya yansıdı. Golü yerken saçmaladık ve Ersan'ın kafa vuruşu da gol olmayınca S.Lizbon' a kaldık! Yener miyiz? Yeneriz ama oynayacağımız ortam ve gerilim sonucu tayin edecektir. Neyseki grubun diğer maçından istediğimiz sürpriz sonuç geldi de biraz olsun rahatladık. Takımlarımız ve futbolumuz ciddi anlamda kademli takım Savunması  yapıp taktiksel olarak bunu karşı atağa çevirip golü bulamıyorlar. Bunun gelişmesi çabuk kapanmak ve açılmakla, kararlı top kazanma hamlelerine bağlıdır. Topu alıp 70 metre taşımak oyunda başarı olamaz! Sadece oyunu yavaşlatmış ve karşı takımın savunma disiplinine hizmet etmiş oluruz. Topa sert oynamak ile topa hamlede faul yapan olmak arasındaki beceri farkımız kötü. Az adamla gol atma şansımız kısıtlı .Ve tabii gerçekten şut kısırı futbolumuz var.
 Ama şunu da söylemeliyiz Teknik adam olarak bazen sürpriz olarak değil gerçekten futbolcularımızı istediğimiz gibi oynama noktasına taşımak ve beklenmeyen futbolcularla kaderi değiştirecek başarılar kazanmak zorundayız... Mental sıkıntı ve mantelite tutuculuğumuz ülkemizde iki çalım bir şut ve ya atılan gol ile yabancı futbolcuyu baş tacı yapmak bize zarar veriyor. T.Direktörler devamlı eleştirilen kadro ile yerden yere vuruluyor veya şişiriliyor. Şenol Güneş takımı iyi bir görüntüye sokmuştur ama Avrupa düzeyinde  bazı futbolcuların egolarının yarışını dengeleyememiştir. Futbol okulu değil Beşiktaş! Buraya parasını alıp gelen futbolcular takımın ağır işçileri olup verdiği disiplinle oynamak zorundadırlar. Sorun  ne olursa olsun sahada beklenen başarı önde gelir. Bu durum akşam bizi koşan ama bir kısmı sonuca yansımayan mücadele sonunda düşünceye sevk etti. Grubun en zayıf takımı sürpriz yaparak bize bir şans verdi, Bu şansı  Lizbon'da kullanmaktan başka çaremiz yok .Son kartımız budur! Beşiktaş mutlaka gruptan çıkmalıdır söylemek istediğim de budur.Çünkü bu kadro çıkar!