08.10.2012, 00:00

Beşiktaş Eriyor

Fenerbahçe karşısında Beşiktaş’ın kazanabilmesi için gerekli olan şartların başında minimum hata ile oynamak ve rakibe oranla çok daha fazla koşmak geliyordu.
İlk yarı itibarıyla Sow’un attığı ilk golde Fernandes’le başlayan hata savunmanın solunda Escude kumarının da tutmadığını gösterdi.
Maç öncesinde “Biz buraya kazanmaya geldik” diyen Aybaba’nın Uğur Boral’dan sol açık yaratma Escude’den de sol bekte faydalanma düşüncesi bir akım yaratmadı.
Öyle ki hem ilk golde, hem de ikinci golde, Escude ile Uğur’un birlikte kullandığı sol kanadın yetersizliğini gördük. Fakat Aykut Kocaman, Aybaba’ya oranla bunu daha erken gördüğünden iş işten geçmiş oldu.
Kadro zafiyeti bas bas bağırırken Tanju, Burak ve diğerleri için alaycı bir ifade kullanan Samet hoca, sezon başında sol kanat oyuncusu Hırvat Daniel Pranyiç’i veto etmese bugün Escude’den devşirme sol bek yaratmak zorunda da kalmazdı herhalde?
Sezon başından bu yana Fernandes’in sürekli savunmanın önüne gelip top alma isteği de zorunluluktan. Savunmanın bir türlü ayağa pas yapamaması ve geriden atak başlatamaması teknik kapasitesi çok sınırlı olan oyuncu yapısından…
Peki ya Samet hoca bu bölge içinde Beşiktaş’a ilaç olabilecek geriden atakları başlatabilecek Westham’lı Mohamed Diame’yi neden günlerce bekletip veto ettiğini de açıklık getirmeli.
Eldeki kadronun yetersiz olduğunu ve bunun altında yatan sebepleri herkes biliyor. Peki, o zaman prensipte anlaşma sağlanan, hatta Beşiktaş’a gidiyorum diyerek Newcastle’nın teklifini geri çevirip daha sonra da boşta kalan, (biraz iddialı olacak ama menajeri tarafından bileti bile alınan) Drenthe’den neden son anda vaz geçildi?
Sayın Tamer Kıran, “Herkes konuşuyor. Drenthe sorunluydu, disiplin sorunu vardı” falan diyor ama kendisinin de sorunlu bir takımın yöneticisi olduğu gerçeğini unutuyor.
Hem az para vereceksin, hem bonservis ödemeyeceksin hem de sorunlu diyerek oyuncu beğenmeyeceksin. Buyurun sorunsuzlarla yola devam edin...
Üstelik sorunlu oyuncu istemiyoruz diyerek Quaresma kadro dışına itildi. 750 bin Euro indirime giden bir oyuncu için 3.750 oynatılmadan hiç edildi. Prensip meselesi denerek, teknik heyet ve yönetim tarafından dışlanan bu çingenenin yatarken parasını kim ödüyor peki?  
Ben gitmek istiyorum diyen Almeida alıcı bulamayınca takımda kaldı. Yanına yıldız denen Batuhan alındı. Sorunlu futbolcu istemeyen teknik heyet ve yönetim 3 kuruş fazlasını verip en kötü Lazoviç’i de alabilirdi. Fakat o da beğenilmedi. Nene masalıyla transfer sezonu bitti gitti...
Ya teknik heyet veto etti, ya da yönetim, para verip adam almak istemedi.
Şimdi Beşiktaş’ın kadro zafiyetinden bahsediliyor. 
Bahsedilmesin.
Uğur’un Ekrem’den tek farkı, kendi ekseni etrafında dönememesi!
Burak Kaplan’ın Oğuzhan’dan hatta şu haliyle Olcay’dan,Ersan’ın, Sezer’in, Atınç’ın, para verip alınan Escude’den eksiği neydi?
Tamamı defans oyuncularından oluşan bir teknik heyetin, takım kurgusundaki savunma zafiyeti nasıl izah edilebilir ki?
Kabul, para yok.
Kabul, borç çok…
Fakat harcanan paralara daha iyi bir takım kurulabilirdi.
Ne zaman işler kötü gitse birileri çıkıp FEDA diyor.
FEDA ile VEDA arasındaki ince çizgiyse her hafta daha da belirginleşiyor.
İşin kötü tarafı Beşiktaş’ta güven ortamı hızla yok oluyor.
Beşiktaş küçülmüyor, giderek eriyor.
Biriside çıkıp şu gidişe “Dur ulan” diyemiyor.
Adama da en çok, işte bu koyuyor.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@