Beşiktaş da Kimmiş

 Yürüdüler! 

Allah tabanlarına kuvvet versin... 
Fenerbahçe için yürüdüler... 
Kendi davalarıdır, Allah yardım etsin. 
Adalet için yürüdüler... 
Yeni geldi akıllarına ama adalet herkese lazımdır, kolay gelsin. 
Destek için Beşiktaşlılar da yürüyecek!!? 
Hooop! 
Orada bir durun bakalım. 
Gazdan ayağınızı bir çekin hele… 
İki büyük yaratmaya çalıştığınız mahalleye dönelim önce. 
Galatasaray’la beraber hayali dünya derbileri uydurup, 
İnsanları kandırmaya çalıştığınız 
Ama yalnızca kendinizi kandırdığınız yıllara bakalım. 
92-93 sezonuna bak!
‘Türkiye’de zaten iki büyük var’ dediğiniz televizyon programlarına zaplayalım. 
Kulaklarımla duydum 
‘Beşiktaş da kimmiş’ dediğini Cem Uzan’ın. 
Gözlerimle gördüm... 
Bir Fenerbahçe-Beşiktaş basketbol maçına,
Beşiktaşlı yöneticileri protokol tribününe aldırmadı, bu arkadaşlar. 
‘Yerimiz yok’ dediler iyi mi! 
Şimdi kalkmışlar her şeyin içine Beşiktaş taraftarını da çekmeye çalışıyorlar. 
Hayretlerim şaşırıyor. 
Her halükârda insanlığın kazanması, şampiyonluklardan çok önemlidir ama, 
Bazen insana koyuyor işte… 
Avucumuzun içinden şampiyonluklar gitti. 
Alındı, çalındı… 
Adını ne koyarsanız koyun… 
92-93 sezonunda 4. kere üst üste olacağımız şampiyonluk elimizden alınmasa, 
Belki de Galatasaray’ın, Avrupa’da aldığı yolu biz yürüyecektik. 
Dünyalarımız yıkıldı. 
Tam 2 saat tribünden çıkmadık. 

İNSANLIK İÇİN ADALET 

Herkes oturmuş ağlıyordu. 
Dönüp de ‘Derdin ne arkadaş?’ diye soran olmadı. 
100. yılımızda şampiyon olduk. 
Yakaladığımız ivme öyle böyle bir şey değildi. 
O ivme sonraki sene de yükselmeye devam etti. 
İlk yarı bittiğinde tam 11 puan öndeydik. 
Yorumcular 
‘Beşiktaş böyle giderse konuşacak bir şey kalmayacak, 
İşimizden olacağız’ diyor 
Sinyal, selektör gidiyorlardı. 
Duyumlarımda, 
Fenerbahçeli yöneticilerin, sezonun devre arasında katıldıkları bir düğünde 6. haftada lider olabileceklerinin planları vardı. 
Şu kehanete bak! 
11 puan farkı 6 haftada kapatıp, lider olacaklarmış… 
Vay vay vay!.. 
Dedikleri haftada lider oldular, iyi mi! 
Yeri gelir taraftar tukaka! 
Yeri gelir taraftar 12. Adam 
Kendi iç kavgalarına bizi de bulaştırmak istediler. 
Maç maç faciaları, skandalları, suikastları yazmıyorum bile. 
Beşiktaş için 3. Sayfa takımı algısını yaratanlar bunlardır. 
Artık gına gelmişti. 
Avaz avaz bağırdık. 
İsyan bayrakları dalgalandı günlerce. 
Kimseler oralı olmadı. 
Keyif purolarından çıkan dumanlar kapladı gökyüzünü o kadar. 
Şimdi kalkmışlar her şeyin içine Beşiktaş taraftarını sokmaya çalışıyorlar. 
‘Beşiktaşlılar da yürümüş-müş’ 
Hadi oradan! 
Hiçbir Beşiktaşlı oralarda yürümez. 
Hiçbir Beşiktaşlı bir kısım ve birileri için adalet istemez. 
Beşiktaşlı adaleti yalnızca ve yalnızca ‘insanlık’ için ister. 

ALTYAPI

Beşiktaş’a Ajax modeli. 
Haberin başlığı bu. 
Beşiktaşlı yönetici Erdal Torunoğulları ve ekibinin Hollanda’ya gittiği,
bir dizi temaslarda bulunulduğu ise haberin devamı. 
Özellikle Hollanda’ya gidilmesi önemli. 
Çünkü Torunoğulları soyadının Hollanda’da 
Geniş bir çevresi ve manevi bir birikimi var. 
Bunu bizzat kendim, sevgili Aykut Torunoğulları’nın davetlisi olarak gittiğim Rotherdam’da katıldığım panelde gördüm. 

İLAHİ BİR TESADÜF...

Kısacası adresi doğru seçmişler. 
Lakin... 
Beşiktaş Kulübünün öz kaynak düzenine dönüp ta 80’lerin başında 
Ali’yi, Metin’i, Feyyaz’ı, Fikret’i, Ziya’yı, Rıza’yı bulması... 
Biraz zorunlu, biraz tesadüf... 
Biraz da Serpil Hamdi Tüzün’dür. 
Ve tabii ki biraz da ona güvenen rahmetli Mehmet Üstünkaya. 
Bu kadar terbiyeli,
Bu kadar efendi,
Bu kadar bilgili... 
Ve bu kadar sadık adamların yan yana gelmesi... 
Hem de futbolcu olarak 
Bence ilahi bir tesadüftür. 
Zorunludur çünkü, 
12 Eylül ihtilaliyle beraber tam 3 sene yabancı yasağı vardı ülkemizde. 
Bu yüzden hazır buldumcu FB ve GS hazırlıksız yakalanmıştır. 
Sıkıştıkları zaman kullandıkları yabancı hakkı artık yasaktır. 
İşte tam da burada devreye sevgili Serpil ağabey giriyor. 
Günümüzde bile konuşulan kadronun fitilini çakıveriyordu. 
Tabi Dorde Miliç’in de hakkını unutmamak gerek. 
Baksanıza! 
Koskoca bir asrı devirmiş kulübümüzde 
Böyle nitelikli bir jenerasyon ancak bir kere yan yana gelebilmiş. 

111 SENEDE 1 KERE!

An gelmiş, kader istemiş, 
Şartlar oluşmuş ve taşlar yerine oturmuş. Ve öz kaynak dediğimiz düzen 
Bütün bu saydığım özellikler yan yana geldikten sonra... 
Yalnızca ve ancak ‘1’ kereliğine hayat bulmuş. 
“111 senede 1 kere oluşabilen bu düzene büyüklerimiz 
Öz kaynak düzeni” dedi. 
Kaynak tam da öz değildi ama olsun. 
Öz olsa da ancak bu kadar olurdu. 
Her başarısızlıkta yöneticiler bu lafın arkasına sığınıp, 
O düzene dönüş sinyali verdi. 
Tabi bu söylemler günü kurtarmaktan başka hiçbir işe yaramıyordu. 
Zaten bugüne kadar hiçbir yönetici ve başkan da 
Öz kaynak düzenine dönme cesareti gösteremedi. 
‘Cesaret’ diyorum çünkü 
Şampiyonluğa ve başarıya programlanmış günümüz futbolunda 
Bu kadar sabırsız kitle varken 
Her başarısızlığı altın fırsatlara dönüştüren 
Aç gözlü menajerler ortalıkta cirit atıyorken, 
Gençlere yönelip, onlarla riske girmek demek, 
En ufak ters bir rüzgarda alabora olmak demektir. 
Eeee! Bunun böyle olacağını bilen yöneticilerin de 
Bu toplara girmemesini fazla yadırgamamak gerek. 
Endüstriyel futbol ve ona dayalı kapitalizm 

ÖNCE BEŞİKTAŞ RUHU

Statların üzerine çökmüşken 
Çok kombine satabilmek için bile 
Sükseli bir yabancı transferi şartken 
Planlamalar bir kez daha gözden geçirilmelidir. 
Arzulanan şey çok önemlidir. 
Ve bence kutsaldır da… 
Beşiktaş’a en büyük hizmet de bunu başarabilmektir. 
Lakin gerçekçi davranılmalı. 
Coğrafyamızda fazla yetenekli oyuncu çıkmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır. 
Lafın belini kırarsak... 
Altyapı için, yapının altına inilmeli... 
İstikbal vadeden genç futbolcunun eğitimini üstlenip, 
Öncelikle Beşiktaş ruhu aşılanmalı... 
Sonra da ve özellikle de kişilik gelişimlerine bizzat destek olunmalıdır. 
Sonra da bu işe ciddi ciddi başladığınızı camianıza somut belgelerle sunup 
Onlardan bol sabrın ok’ini almanız gerekiyor. 
Koskocaman koşunun 
Sadece ilk 100 metresidir bu 
Sonra da maraton başlar.

YORUM EKLE