Ben Clint Eastwood’um

Western filmlerinin

Unutulmaz düello sahneleri gibi
Konya’nın göbeğine plato hazırlatmışlardı.
Cepheleştirip, ilgi pompalamaktı amaçları
Silahşörlerini de gömleğin kol zulasındaki
Kupa Ası gibi sotaya yatırmışlardı.
Bunlardan biri
Demba snipperiydi.
Diğeri Cardozo şeytanı
……………
Ersun Yanal’ın gelişindeki heyecan dalgasını
İstatistiki analizlere dayandırabilirlerdi ama
Bu Western filminin
John Wayne‘ı kesinlikle Bilic’ti.

……….
Maçtan bir gün önce doğan bebeğinin
Yüzü suyu hürmetine
Çehresine yansıyan heyecanını biz okuyabiliyorduk.
Onun da maçı okuyabileceğinden hiç şüphemiz yoktu.
Ve hakem santradaki topa
‘Her şey yalan bu gerçek’ diyerek düdüğünü üfleyiverdi.
Üfledi üflemesine ama
Veli’nin ona kötü bir sürprizi vardı.
Kalecinin kısa düşen topuna öyle bir vurdu ki Veli.
Top tekrar santraya gelmek zorunda kaldı.
3 gündür yemek yüzü görmeyen boğalar gibi iştahlıydı Beşiktaş.
Her hattıyla saldırıyor, durmak bilmiyordu.
Sosa da Aşık Veysel gibi ‘sazı’ elinden düşürmüyordu.
Olcay, klasik Olcay ısrarcılığıyla bir top daha çaldı.
Getirip Demba’ya asist yaptı.
Top Demba’nın arkasına düştüğünde Demba Hugo Shanchez’vari bir topukla
Biliç’in bebesine ‘Hoş geldin’ diyordu.
İkinci yarıya çıkmadı Demba
Oğuzhan da maça çıkmamıştı.
Bir ara Sosa
Eyvah! Dercesine başını ellerinin arasına aldığında
Mustafa ağzı burnu kan içinde yere yığılmıştı.
Bu çocuğun mutlaka kendisini okutması lazım.
Büyük geçmiş olsun.
Risk alan Trabzon’un boşalan arka kısmında
Beşiktaşlı futbolcular cirit atıyordu ama
Bir türlü 3. Golü atamıyorlardı.
Yine ‘klasik sancılı dakikalar geliyor mu’ derken
Cenk Tosun herkesi rahatlatıyordu.
Yazının başında bu Western filminin John Wayne’ı Bilic dediğimde
Sosa kulağıma fısıldamıştı.
O John Wayne’sa ben de Clint Eastwood’um

YORUM EKLE