Dünyanın en iyi futbol takımı Barcelonadır. Çünkü hem topun kaptırıldığı yere koşu gerçeği, hem de daha sonra kendisinin icadı olan çabuk pas ile kendine özgü farklı baskıyı icat etmiştir. Baskı ülkemizdeki eğitimi ve uygulaması da 1975 yılında Beşiktaş Özkaynak düzeni ile Şeref stadında Beşiktaş'ta başlamıştır... S.Hamdi Tüzün ile gelen ve içinde Teknik Direktör olarak  bulunduğum "Futbol Devriminin" patenti sadece Beşiktaş'a aittir.Bu Devrim daha sonraları bir iki idealist teknik adamla diğer kulüplere de yansımış ve ülkemiz futbolda kıpırdamıştır! Bunu kimse söylemez ve yazmaz! 

Ben zorunlu olarak hatırlatınca  kendimi yazmış oluyorum."Baskı", bir takım düşüncesi ve olgusudur. Bir iki kişiyle değil takım olarak yapılır. Bir futbolcu dahi yapmasa baskı gerçekleşemez. Zordur ve rakipten daha hırslı ve daha çok efor harcayarak agresif olmayı gerektirir. Topun rakibe geçtiği anda o bölgede başlar ve sonuçta en kısa zamanda top kazanılır ve rakip adeta oynatılmaz. Topla buluşması engellenir ve topu kazansa da anında geri alınır. Bu taktik gerçek şu anda dünyanın en geçerli gerçeğidir ama bunu sürekli yapmak büyük bir kararlı psikolojiyi ve fizik güç ister. Hatta 90 dakika uygulamak zor olduğundan oyunun belirli süreçlerinde ve Teknik Direktörün isteği doğrultusunda uygulanır. Sadece top rakipte iken  başlayan Baskı taktiksel olarak ikinci bölgede veya karşı atak için tuzak olarak da kullanılır. Türk futbolcusu topu çok sevdiğinden bu uygulama için çok zorlanmıştır! Yani özet olarak Türkiyede baskının Patenti BEŞİKTAŞ'a aittir.


Dün gece sezon başından bu yana Fenerbahçe'ye bu yönde ilk kez ısrarla tavizsiz uygulama getiren Pereira Beşiktaş karşısında baskıyı özelikle ilk yarı çok iyi uyguladı ve Baskı Devriminin takımını sahada kilitledi! Bunu TV ve Radyo programlarında geçen hafta çok gündeme getirdim ve uyardım! İlk yarıda bu nedenle pasif kalan ve sadece Quaresma ile büyük bir gol pozisyonu kaçıran Beşiktaş, oyun olarak istediğini yapamadı .İkinci yarı da ise rakibinin tempsunun düşmesi ve kendi oyun tarzını uygulama becerisi ile pozisyona girdiyse de Volkan'ı aşamadı. Her an gol atması beklelen oyunda tüm risklere girmesi ve bu durumda ikinci golün gelmesi doğaldı. Çünkü atabilirdi.Cüneyt Çakır bana göre yine sınıfta kaldı. Yurt dışında ki tarafsız ve özgür kararları yerini ince hesaplara dayalı bir takım görüntüleri ortaya koyan biçimde dikkat  çekti. Caner, Volkan Şen, Beck oyundan atılmalıydı. Rakibimizi tebrik ediyorum asla yanlış anlaşılmasın çok arzulu ve özellikle Alper, Volkan Şen,  Topal ve Volkan ile çok iyiydiler. Ayrıca  üç gün önceki Avrupa kupasında ki mücadelelerinden sonra aldıkları sonuç önemsenmelidir.Sosa'nın dediği gibi maçı kendi hataları ile verdiler. Bu eleştiri yanında Delgado, İsmail, Orta alanımız ve Olcay bekleneni veremedi!
  
Şampiyonluk asla yorulmamak ve ürkmemektir. Hatta maçı oynamadan kazanmaktır. Yaşamın bir örneği gibidir. Muhallebi yerken kırılan diş misali tedirginlik ipi göğüslemeyi önler. Trabzonspor karşılaşması dönüşümdür. Kaliteli taraftar örneği olarak asla güven eksikliği yaşamayan Beşiktaş yine yoluna devam edecektir.Şimdi gereksiz eleştiri ve karşı söylemlerle saha dışı provokasyonlarına dikkat edilmelidir. Bu süreçlerde baskı altına alınan geçmiş yıllar unutulmamalıdır .Futbolcular hiç bir mazerete sığınmayacak biçimde öz güvenleri ile Devrim takımı olarak ekollerini sürdüren yapıları ile BASKIYA önem vermelidirler.Şenol Güneş sakin ve bazı sataşmalara duyarsız kalarak takımının Öğretmen yapısı ile sahada konuşmasını sağlamalıdır!Kimse bu şampiyonluk çekişmesinin devam etmesinden tedirgin olmamalıdır. Maç sahada ter ile kazanılır. Gerisi laftır!Ben, süzülen Kartalın kanatlarını hedef alanların bir şekilde ezeli rakibimizle olan mücadele sonucunda nasıl kupayı kaptıklarını görünce alkışlayacak günü sabırla bekliyorum. Çünkü hak verilmez ALINIR!