Güler misin, ağlar mısın? Süper Lig’in lideri Beşiktaş, en yakın rakibinin puansız kaldığı haftada hiç hesaplamadığı bir oyunu oynamak zorunda kaldı. Ailecek çok adamla baskılı oynamaya çalışırken, kendi alanında büyük boşluklar bıraktı. O boşluklara da özellikle sol kanattan (Beşiktaş’ın sağı) yaptığı hızlı ataklarla dalan Kasımpaşa, en az dört kez gol pozisyonuna girdi, bunlardan birinde de Aytaç’la golü buldu. Bu noktada Aytaç’ın ceza alanı dışında sol çaprazdan attığı golü alkışlamak gerektiğini söyleyelim. Yiğidin hakkı yiğide!

Peki neden böyle oldu? Ghezzal’ın cezası, Cenk ve Dorukhan’ın Milli Takım’dan Kovid-19’la dönmesi, Aboubakar’ın beklenmedik sakatlığı anlaşıldı ki Beşiktaş’ın kimyasını bozmuş… Dünkü oyunda Larin, Aboubakar’a vekaleten santrfor oynarken, üç şut attı. Biri, kaleci Ertuğrul’a atılan hatalı pastan yakaladığı topu inanılmaz bir yumuşak vuruşla rakibinin ellerine göndermesiydi. İki kötü şut daha attı, vızıltı!

Beşiktaş’ta Aboubakar ve Ghezzal’ın yokluğuna karşı alınan önlemler, uygulanan alternatifler yetersizdi. Sağ kanatta Necip’i bek olarak görevlendirmiş Sergen Hoca. Rosier’i de önde Ghezzal’a vekil tayin etmiş. Doğrusu o kanattan sağlam ataklar göremedik ama, Kasımpaşa “servis yolu” gibi kullandı orayı. Necip de iyi savunamadı.

Larin’e gelince… İyi niyetli, kalpten oynuyor. Elinden geleni yapmaya çalışıyor ama bir Aboubakar değil o. Aboubakar sadece golleriyle öne çıkan “tıkmatik” tek vuruşlu santrfor değil. Üçüncü bölgede akıllı koşular yapıyor. Stoperi peşi sıra koşturarak arkadaşlarına alan yaratıyor. Attığı gollerde de oyunun kurgusunda rol alıp pozisyonu tamamlıyor. Larin bunları yapamadı. Larin’in yerinde oynayan N’Koudou da hakçası hiçbir katkı sağlamadı.. Dahası, Beşiktaş’ın anlamsız tekrarlarla pas zenginliği (!) var. Josef-Atiba-Vida-Rosier-Ljajic-Larin-N’Koudou hücum bölgesinde sürekli paslaşıyor. Onlar pasa başlayıp muhabbeti (!) ilerletince Kasımpaşa savunma bölgesini kapatıyor. O setleri aşacak alan ve zaman kalmıyor Beşiktaş’a. Kasımpaşa’ın oyundaki bir üstünlüğü de geçişler. Kaybettikleri topu bastırıp alıyorlar. Rakiplerine yapışarak yıldırıyorlar. Bunları takdir etmek gerek.

Sağ kanatta Rosier’i bek olarak tutup, Gökhan’la başlamalıydı Sergen Hoca. Kanımca hamleleri de gecikti. Gökhan Töre’yi hiç değilse ikinci yarı başlarken oyuna almalıydı. 56’da değil.. Oğuzhan da 71’den önce girmeliydi oyuna.

Beşiktaş’ın bol pasla süslediği oyunda yeterli sayıda şut atamadığını gördük.

Bir de penaltı var bu arada… Meler’in VAR kontroluyla verdiği penaltıda Thelin’in sola attığı topu Ersin Destanoğlu harika bir sıçrayışla kapıverdi. Aytaç’ın golüne yapacak bir şeyi yoktu ama, farkın açılabileceği pozisyonların hepsinde başarılıydı.

Hakeme de bakalım… Halil Umut Meler, MHK’nın güç gösterisiyle üst üste ikinci Beşiktaş maçını yönetti. Sergen Hoca’nın “İstemezük”üne karşı sinir bozucu bir restleşme hali. Meler sakindi. Penaltı kararı doğru... Aytaç’a gösterdiği ilk sarı kart gereksiz. Ama bunun sonrasında aynı oyuncunun sert müdahalesiyle ikinci sarıyı (ve kırmızıyı) göstermesi gerekirdi. Şenol Can Hoca da acilen kenara aldı oyuncusunu. Aytaç kurtulmuş oldu.

Yine de enseyi karartmamalı Beşiktaş… Yarış heyecanını sürdüren, rakiplerine de şans tanıyan bir durum yarattı ama kimse kuşkuya kapılmasın… Bu ligin efendisi Beşiktaş! (ATİLLA GÖKÇE / MİLLİYET)