Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, Sporting'le oynayacakları Şampiyonlar Ligi maçı öncesinde yaptığı açıklamada TFF'ye Trabzonspor maçının günü ve Cüneyt Çakır'ın kararları nedeniyle tepki gösterdi. Çebi ayrıca, Galatasaray Başkan Yardımcısı Rezan Epözdemir'in açıklamalarına da yanıt verdi.

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, Sporting'le oynayacakları Şampiyonlar Ligi maçı öncesi Portekiz'de Beşiktaş Youtube kanalına açıklamalarda bulundu.

Çebi'nin yaptığı açıklamalar şöyle;

Bu sene Türkiye şampiyonunun direkt katılabileceği belki de son sene. Adı üstünde Şampiyonlar Ligi. Üç maçımız istemediğimiz gibi gitti ama geri kalan üç maçımız var. Bunlardan galibiyetle dönmeyi arzu ediyoruz.

Sakatlıklar, başladığımız günden beri yakamızı bırakmadı. Sadece Süper Lig'e etkisinden ziyade Şampiyonlar Ligi'ne de etki etti. Batshuayi'den, Pjanic'ten, Vida'dan, Rosier'den... Yine şanssızlıklar yaşıyoruz.

TFF'YE TRABZONSPOR MAÇI TEPKİSİ

Ligin lideri olan, güçlü bir takımla Trabzonspor'la cumartesi günü maç yapacağız. O maç pazar günü olsun isterdik, niye cumartesi? Biz perşembe gece İstanbul'da olacağız, cuma günü evinde dinlenen oyuncuyu cumartesi maça çıkaracağız. Neredeyse sıfır antrenmanla. TFF dikkat edip de becerebilse güzel olacaktı ama anladığım kadarıyla yayıncı kuruluşun ısrarları var. Tabii ki Fenerbahçe ve Galatasaray'ın maçları var, haklı olarak pazar günü oynuyorlar. Bir defaya mahsus bunu yapabilirdiniz.

"BANA 'ELİNİ MASAYA VUR' DEMEYİN"

Başkan çıksana, elini masaya vursana gibi söylemlerle tabii ki insanlar çektikleri acılara tepki gösteriyorlar. Taraftarıma şunu söylemek istiyorum, ben gereken yerlerde gereken tepkiyi gösteriyorum. Mühim olan bunları gidip ilgili kişilere ilgili şekilde anlatıp, mücadele ediyorsanız faydası var. Beşiktaş taraftarını bağırıp çağırarak değil, kupalar getirerek mutlu etmeyi vazife edinmem gerek. Lütfen, elinizi masaya vurun lafını söylemeyin. Ben bunları gerektiği yerlerde yapıyorum. Tabii ki haksızlıklar var, tepki gösterilecek mi, evet gösterilecek. Bunun sonucunda faydası olması lazım Beşiktaş'a.

Ben nasıl şampiyon olacağız dedim, olduk. Transferleri yapacağız dedik, yaptık. Ben, bana güvenmelerini istiyorum. Bana güvenmemelerini sağlamaya çalışan bir muhalefet var, lütfen onlara takılmasınlar. Bana güvensinler. Ben, gereken yerlerde gerekenleri söylüyorum.

"CÜNEYT HOCA SEYRETTİĞİNİ GÖRMÜYOR"

Cüneyt Çakır, çok büyük hoca. Bir hoca, daha yepyeni biri VAR'da 'Gel buraya bak hoca' diyor. VAR protokolüne göre bir sakatlık var. O sakatlık da şu. Bariz bir şekilde, VAR hakeminin hatayı görüp çağırması lazım. Ne kadar bariz olduğu tartışılır. Cüneyt hoca, yardımcısını çağırıyor. Seyrettiğini görmüyor, anlamıyor. O zaman VAR hakeminin çağırmaması gerekiyor.

"SORUN HAKEMLER, VEDALAŞIN ARTIK"

VAR'ın olma nedeni, kusurları ortadan kaldırmak. VAR'a rağmen hatalar devam ediyorsa, bunun anlamı VAR olmaktan çıkar. Ki o VAR'daki hakem, Başakşehir maçında da bunları yaptı. Eğer VAR'a rağmen hata yapılıyorsa, VAR'ın hükmü kalmamıştır. Hakem konuları ne zaman bitecek... Her hakem problemi ayyuka çıktığında bir MHK kellesi kopuyor. Ya kardeşim, defalarca kez yenisini getiriyorsunuz, bu iş çözülmüyor. İşin kökünde yatan problemin TFF veya MHK olmadığını kabulleneceksiniz. İşin başındaki sorun hakemler. Vedalaşın artık. Genç arkadaşlar gelsin, yapacaksa hatayı bunlar yapsın, biz de diyet ödeyeceksek geleceğimiz için ödeyelim. Al gülüm, ver gülümle bir yere varamayız. Sistemi değiştireceğiz. Bu işin başka kurtuluşu kalmadı. Geçmişi bırakmayan hakemler yapısı artık Beşiktaş'a, bana göre Beşiktaş'a, Galatasaray'a göre Galatasaray'a, Fenerbahçe'ye göre Fenerbahçe'ye zarar veriyor.

Her kulüpte bir muhalefet vardır, bizdekiler bu ara yıkıcı şekilde çalışıyorlar. Beni ve yönetimi eleştirecekleri hiçbir şey kalmadı. Ekonomiyi kendi içinde akıcı hale getirdik, kulüpten bir kuruş alacağı olan yok. Şampiyon olduk. Transferler de güzel.

"BEN HOCAMI SEVİYORUM"

Sergen Hocayla aramızda abi kardeş ilişkisi var. Hocam, burada istediği müddetçe görev yapacak. Sağlığı, iştahı, arzusu yerindeyse kalmak istediği sürece burada kalacak. Benim hocanın gitmesini istediğim yönünde bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Futbolcularımı küçük düşürücü ifadeler... Yok otelde kalmışlar, gitmişler gelmişler... Ben hocayı istiyormuşum, istemiyormuşum... Ben hocayla çalışacağım, bana sormasınlar. Ben bu çocuğu seviyorum, benim hocamı seviyorum.

GALATASARAY'A YANIT: OTURSUN OTURDUĞU YERDE

Galatasaray'ın attığı gol, bizim gol... İkisi birbirine çok benziyor. Galatasaray'ın golü gol değil demedik. Bizimki gol dedik. Bu golse, bu da gol. Bir algı yaratıldı, Galatasaray'ın golüne gol değil demişiz. O zaman kendi golüme gol değil demiş oluyorum. Galatasaray centilmence açıklama yaptı, sonra bugün bir yönetici çıktı 'Galatasaray maçı haksız kaybetti' dedi. O arkadaş yanlış konuşmuş. Ya öteki yönetici, ya bu yönetici. O arkadaş da otursun oturduğu yerde, mesleğini icra etsin. Ayıp etmiş. Başkanını zor durumda bırakmış, hoş olmamış yaptığı şey. Başkan söylesin şimdi hangisinin doğru, hangisinin yanlış konuştuğunu. (HÜRRİYET)