Savunmayla değil hücumla şampiyon

 Türkiye’de en çok hakkı yenen adamların başında gelir Şenol Güneş. Kariyerindeki ‘ilk resmi’ şampiyonluğuna ramak kaldı. Beşiktaş’ın bu başarısında en büyük pay Güneş’in.

Trabzonspor’un tarihinde olmayan 79 ve 82 puanları aldıran; ama ‘resmen şampiyon’ olamayan bu futbol adamımız, muhtemelen 80-82 puan ile ligi bu kez zirvede tamamlayacak. Çalıştırdığı her takımda birçok oyuncuyu yeniden kazanmayı başarması herkesin malumu. Burak’tan Teofilo’suna, Volkan Şen’inden Oğuzhan’ına örnekleri çoğaltabiliriz. Ama asıl önemli özelliği kendisine belki de 95-96’da şampiyonluk kaybettiren ‘hücum takımı’ndan vazgeçmemesi. O sezon takipçisi F.Bahçe’yi ağırlayan Trabzon, Rüştü’ye takılmış, Oğuz-Aykut’un golleri sonrası kaçan şampiyonluğun ardından hep “Abi 1-1 de sana yetiyorken hala yenmeye oynamanın ne anlamı var” denilmişti. Ama Güneş bu kimliğini hiç bırakmadı. Bursa’da 6 oyuncuyu milli takıma gönderirken de Fernandao’yu kral yaparken de hep hücuma meyletti. O Bursa’dan 4 oyuncuyu Fener’e; 1’ini Villarreal’e transfer ettiren hep o mantalitesiydi.
Bugün Türkiye’de genelde övülen hocalarımızın takımları “Taş gibi”, “Çok iyi savunma yapıyorlar”, sıfatları ile değerlendirilirken, Güneş’in takımları “Çok gol atıyorlar ama çok yiyorlar” şeklinde eleştiriliyor.
Bugün ‘Şampiyon Beşiktaş’tan yılın 11’ine bir tane bile savunmacı seçilmeyecek olmasına rağmen, kalan tüm oyuncuların Altın 11 adayı olması tamamen Güneş’in mantalitesi sebebiyledir. Yıllardır “1-0’a bağlayan”lardan; savunma tandanslı hocalardan gına getirmiş bir futbolsever olarak 2 yıldır gol kralı çıkarıp takımlarını yükselten, milli takıma oyuncu verme rekorları kıran Şenol Hocam’a teşekkür ederim.

BEŞİKTAŞ ÇAĞI BAŞLAR MI?
Cefa ve feda sezonlarında takımı alıp, stadı ‘yeşil alan’ olma tehdidinden kurtarıp bitiren Fikret Orman da tebriği en çok hak edenlerden. Artık Beşiktaş’ın önü daha da açık. G.Saray’ın Avrupa cezası ile iyice daralan mali gücüyle; Fener’in başkan sorunsalıyla, Beşiktaş kadrosunu nokta transferlerle besleyebilirse yeniden bir Kara Kartal çağı başlayabilir. Demirören döneminde “herkesin 2. takımı” kimliğini kaybeden, sonrasında tekrar kazanan Beşiktaş, Orman’ın son 3 aylık ‘saldırgan’ kimliğiyle antipati toplamaya başladı ama Orman hemen durdu. Pozitif mesajlar Orman’a da Beşiktaş’a kazandırdı. Yeni dönemde negatif poz vermezlerse geleneksel “Yükselenim Beşiktaş” mantalitesi yeni Beşiktaş çağının başlamasına yardımcı olur.
FENER’İN TESLİM SORUNU
F.Bahçe evinde G.Saray’ı 4-0 yendi. O G.Saray, gitti G.Birliği’ne 3-2 yenildi. Terim “Faturayı üstlenirim” dedi. Kaldı, 4 yıllık şampiyonluk sonunda Avrupa Kupası ile taçlanan dönem geldi. Fener olsa ne olurdu? Fener, G.Saray’ı Saracoğlu’nda 4-0 yendi, 3 top direkten döndü. Tarihi fark kaçtı. Ertesi hafta Fener gitti, Trabzon’u Trabzon’da yendi, geldi evinde Erciyes’i de devirdi. Son hafta Denizli’de ne olduğunu biliyoruz. Bu iki örnekte de G.Saray’ın ağır sonuçlara rağmen dağılmadığını, sonunda da şampiyon olduğunu görüyoruz. Oysa Fenerliler geçen yıl G.Birliği’ne 3, bu yıl da içeride Osmanlı’ya 2 puan bıraktığında işi kafalarda bitirdiler. Her iki yıl da aynı haftalarda Başakşehir maçlarında teslim bayrağını çekmesi tesadüf mü? F.Bahçe’nin neden işler iyi gitmediğinde hep dağıldığını, G.Saray’ın kendilerinden 4 yediği halde neden dağılmayıp sonuna kadar kovalayabildiğini iyi tahlil etmesi lazım. Bu “öğrenilmiş teslimiyet” tedavi olmazsa daha çok havlu atıldığını görürüz.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.