Ezeli rekabet, Derbi, Üç büyükler sözcükleri futbolumuzun kilitleridir.

Daima bu heyecanı ve kaliteyi, rekabeti arttıran etkendir. Her durumda kimin kimi yeneceğinin tahmininin tutmadığı bir gerçektir. Aslında oyunu yönlendiren ana taktik hep vardır da saklı tutulur!

Teknik adamların birinci düşünceleri genelde yenilmemek üstüne kurulur. Yıllarca önce benimde kulübede olduğum iki karşılaşma hatırlıyorum. Geçmişte Beşiktaş'ta H.Serpil Tüzün'le birlikte teknik adamdım. O süreçte uzun yıllar derbilerden hep başı önünde çıkmıştı Kara kartal O sezon iki ezeli rakibi Fenerbahçe ve Galatasaray'ı İnönü'de uzun yıllar sonra yenmişti Beşiktaş. Bir anda manşet olmuş ve biz de bu nedenle senelerce  akılda kalan, geleceğin tarihine imza atan adamlar olarak anıldık! Aslında farkımız bizim için her karşılaşmayı kazanmak üzerine kurulu futbol devrimini gerçekleştirmek istediğimiz ödünsüz "çağdaş futbol"  ana planıydı. Saha o dönemde giydirilen spor dünyamızın alışkın olmadığı ama bizim için anlam ifade eden değişik forma numaralarının diziliş olarak kullanılmasına tahammülü olmayanlar dahi vardı!  

Bu İroniden yıllarca sonra dün geceki karşılaşmaya baktığımızda iki tarafında kazanmak çabası yerine  savunma önlemi ağır basan görüntü ile oynadıklarını görürüz! Yani akşamki oyunda ne Şenol Güneş ve ne de Advocaat risk almadılar.! Net gol pozisyonu olmayan heyecan ve renkten mahrum  bir boğuşma çıktı ortaya. Geri dörtlülerin aşırı takviye algısı ile donanmış orta alan mecburiyetleri oyunda boğuşmanın ön planda olduğunu gösterdi. Kalecilere fazla iş düşmedi. Hüseyin Göçek için de bu boğuşmayı zaman zaman kesmek gerekliydi. Çünkü topa girişlerde sertlik ve biraz da kasıt vardı topla beraber! Quaresmanın sarı kartında  bunu net gördük. Hakem bu kadar kendisiyle  oynayan futbolculara karşın maçı iyi yönetti diyebiliriz...

Beşiktaş Kiev maçında farklı bir düşünce ile hem savunmada başarılı olmak ve hem de gol atarak mutlaka kazanmak zorundadır. Bunu futbolcular biliyorlar. Kerim'in oyunda görev alması ve oynadığı futbolun eleştirilmesine katılmıyorum. Çünkü uzun zamandır formaya yabancı kaldı. Sadece Quaresma kendine artık dikkat etmeli. Yaptığı  fauller ve hocayı zor durumda bırakan hatasını koruma zorunluğu dikkat çekiyor. Bunu alışkanlık haline getirmek üzere! Aynı hatayı yapan Temsilcimiz Arda da dün gece büyük tepki gördü ve yerini sakata aldı! Tosiç gerçekten iyi oynuyor. Çabukluğu ve zor pozisyonlardaki müdahaleleri ile dikkati çekiyor. Tolgay sıkıntılı Oğuzhan da öyle tüm yük Atiba' ya biniyor. O zaman da Beşiktaş beklenen atak organizasyonlarında eksik kalıyor.

Sürekli berabere kalmayı başarı gibi görmek iyi değil.. Geçen sezon pas trafiği daha etkili olan ve rakibi oyundan düşüren sakin, etkili, teknik futbol aranıyor. Ceza alanı içine kadar gönderilen isabetli paslarla  oyunu rakip alana yıkan baskıyla birlikte başarıyı getiren Beşiktaşı arıyoruz. Sosa,Oğuzhan,Gomes,Olcay ve Cenk bütünleşmesi çok iyi idi! Sürekli deplasman oynayan ama ruhsal yönden zor şartları aşan bir futbol ve futbolcu zihniyeti vardı. Şimdi rahatlık ve sanki doyum ve aşırı öz güvenden kaynaklanan pozisyonları gole çeviremeyen eksik ataklar var. Rakip takım artık Beşiktaş ataklarını rahat durduruyor.. Orta alanda yavaş ve yan pasa gereksiz zaman kaybına neden olan topu kullanma alışkanlık halinde. Bu Şenol Güneş'in isteği ise  bir bildiği vardı derim! Kanatlardan çıkış için öndeki futbolcularında top rakipte iken kazanma ve oyunu bozma isteği üst düzeyde olmalı. İkinci bölgede hem atak hem savunma yapacak orta alan futbolcularına fazla yük biniyor gibi!  Rakip Fenerbahçe de süratli adamlarına ve yedeklerine güvenerek defansta sağlam oyun ile skoru değiştireceğine veya en azından yenilmemeye özen gösterdi. Ancak daha çok Beşiktaşın eksik atağı rakip kaleye gitme arzusu eksikti.

Ben futbolu konuşuyorum, skor ikinci planda. Zaten onu o kadar çok süsleyen veya aşağıya çeken söylemler var ki işin futbol yanı çok kurak kalıyor..

Ne yapalım dünyamızı değiştirdiler futbolda. Endüstriyel futbol çıktı böyle oldu. Düzeni menajerler, yöneticiler ve onlara bağlı teknik adamlar yönetiyor. Demek böyle gidecek. O zaman da bizim ezeli rekabet veya üç büyükler rekabeti bazen de heyecanı az denk mücadele içinde geçecek demektir. Altı ayda bir teknik adam veya futbolcu değiştiren bir sistemsizliğin dayatması ile serbest piyasa rekabeti oluştu ve iki maça aynı kadro ile dahi çıkmayan takımsal faktörler ve sadece magazinsel eleştiriler öne çıktı. Skor ve goller ise farkında olmadan şekilcilikten özel yetenek ve taktiklerden mahrum bir mecburiyete itildi .

Şimdi bunları kenara bırakıp şampiyonlar liginde olmak adına hafta arası yapacağımız karşılaşmaya bakalım diyerek noktayı koydum. Bu arada Gökhan Gönül ve Tosiç'e de tebrikler. Atibayı çok yorduk buna da dikkat derim. Başarılar Beşiktaş!

ADNAN DİNÇER

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.